Yazık… Yemin ediyorum ki kocaman
bir yazık etmişim kendime bunca yılı sensiz geçirmekle.Nasıl olmuş da ben
doğru zamanlarda doğru yerlerde olamamışım.Yani kasada hesap öderken arkamdan
geçen sen miymişsin?Nasıl? Nasıl olur da kokunu tanıyamamışım.Ya da senin de
içinde olduğun otobüsü beklemekten sıkılıp da taksiye binecek kadar mı salak
olabilmişim bunca yıl? Yazık…bir film mi izlemişim ben bunca zaman? İçinde
senin olmadığın bol dialoglu filmler.Hiçbirinde gülmemişim hiçbirinde
ağlayamamışım korkmamışım heyecanlanmamışım. Nasıl da vakit kaybetmişim seni
beklerken.Ne kadar canım sıkılmıştır kim bilir…Kaç sigara içmişimdir ki bunca
yıl ? Demek ki şu yersiz dertlenmeler,gereksiz efkarların hepsi senin
eserinmiş.Demek ki suskun kalkan kadehler hep senin şerefineymiş.Bunca yıl
hayatımdan çıkarttığım insanlar,olur da ansızın gelirsen ayakta kalma
diyeymiş.Yazık…ben ne zaman bu kadar aptal oldum? Beni kimler aptallaştırdı?
Yazık.
Peki sen ne
yaptın ben yokken? Neredeydin kimleydin.kimlere seni seviyorum dedin?kaçını
sahiden sevdin? Şimdi onlar da bu şekilde düşünüyor mudur ki acaba?.Biliyorum.
çok soru soruyorum ama beni affet.Şaşırıyorum sadece olana bitene.Aklım almıyor
bu ince çelişkiyi.
Ama bak yan
yanayız şimdi. Şu sana bahsettiğim mesafeler yok oldu artık.Artık ben de seni
okuyabiliyorum tıpkı kendimi okuyabildiğim gibi. Sarılabiliyorum kelimeler ile
sana.Sevebiliyorum onlarla seni ya da onlarla özlüyorum ve onlarla
anlatabiliyorum kendimi. Hatırlıyorum…
Büyük bir buluşma hatırlıyorum.Önce parmaklarımla tanıdım
bedenini.Sorular sordum ona.Cevapları dinledim büyük bir sabırla.Sonra
dudaklarım geldi buluşma yerine.Çok heyecanlılardı.Kurumuşlardı.Sıkı sıkıya
kenetlenmişlerdi birbirlerine.İkisini ayırmak için bir şeyler söylemem
gerekiyordu.”seni seviyorum” diyebildim sadece.Yine birleştiler.Sanki biraz
ayrı kalsalar ebediyete kadar sürecekmiş ayrılıkları gibi.Titriyorlardı sıcak
yaz gününe inat.İnsan sadece soğuktan titremez.Bunu da kollarımdan öğrendim o
an.Çünkü kollarım da dahil olmuştu bu buluşmaya.Kaçırmak istememişler
belli.Titrek bir sarmaşık gibi.Usul usul,yavaş yavaş sardılar seni.Hele
gözlerim.En çok da gözlerimi hatırlıyorum.O an kayıtta olan binlerce kamera
olsa hiçbiri kafama gömülü o bir çift kameranın kaydettiklerini
kaydedemezdi.Bir buz pisti gibi donuk ama pürüzsüzdü her şey.Ve ben keyfini
çıkartıyordum o anın.Koşuyordum.İçimde bir orman yangınından kaçan bir ordu
hayvanın ayak sesleri vardı ve doktorlar buna “kalp” diyordu. Neşeli ritimlerdi
bunlar ve hoşuma gitmişti bu sersemlik hali.Damarlarımdaki alkolün adı “kan” dı ve beynime ulaşan her damlası ellerimi titretiyordu.Kafamı kaldırdım ve
sana baktım.oradaydın işte.Tam olarak karşımda duruyordun ve ben dalgalarla
mücadele etmeyi bırakmış bir kumdan kale gibiydim deniz kıyısında.Tam
karşındaydım.Eriyordumm.Akıyordum ve kimse çıkıp karşımda durmuyordu.İki
kişiydik o an dünya üzerinde.sadece sen ve ben…
Bir insan
nasıl olur da yazmayı unutur? Yüzmeyi,bisiklete binmeyi,yürümeyi unutmaz da
nasıl olur da yazmayı unutur bir insan.? Bil diye söylüyorum.Ben hafızamı
hazine sanıp da gömdüm arka bahçeme.Bir gömü bulsam o kadar
şaşırmazdım.Tesadüflere inanmazdım da halbuki.Nasıl oldu da inandım ben bunca
şeye şu kısa zamanda?Nasıl okuyabildim seni ben bunca unutkanlık
arasında.Yazmayı unutmuşum nicedir.Parmaklarım isyan ediyorlar şu an bana.Bu
bir alkollü ruh ihbarıdır.Sakın direnme polislere.Ben nasıl olmuş da bunca
zaman kelepçe vurmuşum kelimelere.Oysa sen karşımda koca bir kitap gibi.Kocaman
bir bilinmezlik gibi,sen gibi duruyordun.Artık hatırlıyorum.
Susamıştım.Denizin
ortasında ölüyordum susuzluktan.Dudakların yetişti imdadıma.Güneş hiçbir yaz o
kadar ısıtmadı bizi.Kucaklamadı hiç dünyayı o kadar içten.Bir yudumda içtim
seni.Sen sadece karşımdaydın.Hatırlıyorum.Eğer bu bir şakaysa hiç gülmeyecek,bir
rüya ise hiç uyanmayacaktım.Dünya susmuştu o an.Arabalar,insanlar,sokaktaki
simitçi,dalgalar,martılar.Herkes bize kulak kesilmiş bir kelime daha edelim
diye bekliyorlardı.Seni seviyorum diyebildim yine.Cevap vermedin.Utandın.Tenin
utandı.Yanakların utandı.zaman anlamını yitirdi.O kadar saat ne zaman geçmişti?
Güneş mesaisini bitirmiş yerini Ay’a bırakmıştı çoktan.
-ve ben uyandım bu tatlı rüyadan.
-işte o gündür uyuyamıyorum.
Ns.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder