2 Nisan 2013 Salı
Züğürt Tesellisi
şimdi çıktım bakkaldan.aldığım bir paket sigaranın yarısını da borca yazdırmaktan utandığım bakkal amca için içeceğim.Ah be abi! bir de içki satsan daha sık görüşürdük seninle.kadermiş diyelim aramızdaki bu "selamunaleyküm" ve "hadi eyvallah" muhabbetine.halbuki evdeki kediden çok sen görüyorsun çapaklı gözlerle aldığım nescafelerin kafeinsiz bozuk paralarını.ya da alalacele girip de ne aldığımı bile hatırlamadığım o kısa kapitalist anları.aramızda ne fark var ki? sen dükkanda sıkılıyosun,ben evde sıkışıyorum.evet sıkışıyorum bu şehirde.çünkü gece saat 02:00 den sonra polisler ve köpekler volta atıyor bu şehrin avlusunda.çünkü bu şehirde sokak lamballarının bile canı sıkkın.sabah olsa da uyusak diye uykulu gözlerle dikizliyorlar ellerimizdeki siyah ucuz poşetleri.Çünkü bu şehirde herkes yalnızlıktan ölüyor.ölü kokuyor bu şehir.bir morg kadar soğuk,bir fırın kadar sıcak.ve biz de bir kedi ailesinden imal edilmiş saçma sapan lahmacunlar gibiyiz.Aslında kızmıyorum da sana bakkal amca.çünkü biliyorum ki bir hevesle aldığın o borç defterinin 4.sayfasından sonrasına sevgili günlük diye başlık attın.sonra birden aklına 42 yaşında olduğun ve sevgilin olabilecek bir günlüğün bile olmadığı geldi.Çünkü baban seçti karını.ilk çocuğunun adını ve hatta bütün gün oturmaktan götünde kıl dönmesine sebep olan o bakkalın adını bile baban seçti.tıpkı 42 yıl önce senin doğmana karar verdiği gibi.sen de haklısın aslında;karını her gün dükkana gelen ve kocasından dayak yiyen o kadınla aldatmakla.sen de haklısın aslında cebinde sürekli parası olduğu halde sanki senden intikam alır gibi sürekli sana borç yazdıran o kadının kocasını kazıklamakla.Ah be abi bir de içki satsan o dükkanda....bir tane de sana alırdım yeminle.böylece kaynanana 5 vakit namaz kıldığın yalanına ortak da olurdum hem.neyse...kadermiş diyelim biz buna da..
Adını bilmediğin herkese hocam diye hitab etmene kızmıyorum ben.arkasından küfür ettiğin her insanın gerçekten hoca olma ihtimalini anlıyorum çünkü.çünkü o tuşları aşınmış hesap makinesi söyledi bana senin de matematik hocanın boğazını kesmek istediğini.hatta bütün sınıfın önünde yerde kanlar içinde yatan o aşağılık kadının cesedini senin önlüğünle örtsünler istedin,elinden düşürmediği o cetvelin tecavüzünde...
şimdi çıktım bakkaldan.bana "sen nasılsın" diye sordun,ben de aynı cevabı verdim sana -aynı be abi-.halbuki senin küçük oğlanın hep hayalini kurduğu o boktan üniversitenin bi boka yaramayan sınavları başladı.çalışmıyorum abi.ben hiç bir zaman çalışmadım aslında.çalışan ben değildim hiçbir zaman.belki bir anlığına içinden çıktığım vücudum devam ediyordu mesaisine ama ben hep kaytardım abi.nasıl oldu da geldim son sınıfa inan ben de senin kadar bilmiyorum.aynı değilim.68 gün kaldı gitmeme.gideceğim şehir 4 yıl yaşlandı benimle beraber.görüş günlerinde görmeye gittiğim sevgili gibi,temiz iç çamaşırları götürdüğüm bir mahküm gibi ara ara uğradığım o şehir de çöktü.şimdi özgürlük adını verdiğim o şehrin sokakları bile sakal bırakmıştır.yani anlayacağın hiçbir şey aynı değil.bu şehirde herkes bir şeyleri öldürme eğilimine sahip.erkekler karılarını,köpekler kedileri,öğrenciler vakitlerini ve hocalar da çalındığını sandıkları yıllarının hırsızlarını...sıkıntıdan vücutları kabaran insanların kinlerinden sicilleri kabaran adamların ve sadece hiçbir şey yapmadan geçimlerini sağlayan kaldırımların şehri burası.binalara savaş açmış bir gecekondu mahallesi ve o gecekondu mahallesinde çalışan sıva ustası gibi bu şehir.Temiz hava ciğerime doluyor,yakıyor beni.ben egzoz dumanı ile suni teneffüs yaptırılmış,çamurlu sular ile vaftiz edilmiş ve bir duraktan diğer durağa aktarma yapan yarı yahudi bir ailenin tek kısır erkeğiyim.soyadım yok benim.adımla çağırırlar beni.valizime doldurduğum onca taş aslında büyüdüğüm o deniz kenarına ait olmalı.
şimdi çıktım bakkaldan.az evvel arka caddedeki marketten aldığım birkaç torba vicdan azabını eve bıraktıktan sonra yanına uğradım ve bir paket borç marka sigara aldım.sen de bana para üstü olarak bir avuç canın sağolsun verdin.biraz daha fazla muhabbet ettim seninle kendimi rahatlatmak için.o bakkaldan biraz olsun iyi bi bok yemişim gibi çıkmak için.yine yan dükkandaki dönerciye salladın bir ton,sonra bir sigara yaktın.ve yine her zamanki gibi gürcistandaki kayınbiraderinin sana getirdiği kaçak sigaraları övdün bir nefes daha zehir içerken.halbuki kayınbiraderin de seni sevmiyor bakkal amca.uyuşturucu işine bulaştı borç batağında yüzüyor.karısı bir kumarhanede çalışan sıradan fahişeler arasında.sadece bir bayram da gelip sizi görmediği için suçluluk duyuyor.zıkkım içsin pezevenk diyor kargoya yolladığı her kartonda.
68 gün sonra akşamdan kalma bir günde gözaltına alınmış morluklarımla geleceğim.senden bir ekmek ve birkaç tane kahve alacağım.ve beni bir daha göremeyeceksin.çünkü seninle helalleşmeyeceğim.çünkü hiçbir zaman adam akıllı muhabbet etmedik seninle.aldığım ekmekler kadar sıradandı dükkanın.
üzülme be bakkal amca.temmuz ayında benim boşalttığım o daireye bir astsubay yerleşecek.çok daha fazla seveceksin onu.hatta arkadaş olacaksınız eylül ayında.mersinli ve esmer tenli bi asker.arada bir nişanlısı gelecek mersinden.prezervatif alacak senden büyük bir mahçubiyet ile.sen de mersinli,esmer tenli,nişanlı asker, dükkandan çıkar çıkmaz saçma sapan düşüncelere kapılacaksın.kocasından dayak yiyen kadını arayacaksın.kadın sana beni bir daha arama diyecek.o gece dükkanı erken kapatacaksın bakkal amca.bütün hırsını karının zayıf bacakları arasından alacaksın.sanki tek alacaklın oymuş gibi.karının düşündüğü tek şey ise küçük oğlanın son dershane taksidi olacak.
şimdi çıktım bakkaldan.....
03.04.2013 ns
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder