16 Mart 2017 Perşembe

İsminiz?

Bilmiyorum… Hangi yüzyıldayız? Kimin krallığına teşebbüs etmiş beyliğim? Ben neyleyim böyle ayyaş köylüleri? Hissetmiyorum… Kirpiklerim seviyor yanaklarımı. Kapandıklarında sarılıp uyuyoruz sakallarımla. Huysuzlanıyoruz yüzümüzdeki yastık izlerinden, hani bir sonraki kadına kadar geçmeyen. Kanatlarımız yanıyor, gizlenemiyor hiçbir derin suda o denizkızı. Belli ki daha önce hiç dışlanmamış bir ülkenin çocukları onlar. Hakikate inanmıyorlar. İntikam duyguları, çimleri biçmemektir bir hafta boyunca. Hangi yeşil daha inandırıcıdır ki mart ayında? Sarhoş bir güneş kadar ısıtır, dut gibi akşamdan kalma. Ve bir bar çıkışı bıçaklanır belki de kırmızı şarap kadehi. Karnından iki damla kan akar kaldırıma. Ne senin elin gider telefona, ne sen bunun farkındasın, ne de Cem Karaca! Ayaklarım üşüyor önce. Buzulları eriyor diz kapaklarımın ve bir fırtına başlıyor karnımda. Kasıklarımdan aşağısı Niagara! Kalbimdeki depremin merkez üssü beynim ve bu duruma sadece ağlar gözlerim. Bir gecede kar tutar saçlarımı ve okullar tatil olmaz hiç düşüncelerimde. Size açık adresimi versem bana üstü kapalı mektuplar yazar mısınız? Gözlerim iyi görmez bilirsiniz. Siz yine de bana gerçekleri gösterir misiniz? Hayır durun! O gün bu gün değil! Yanlış ülkede devrim yapıyorsunuz! Tüm çıkışların kapatıldığı bir vücutta nereye kaçabilirsiniz? Üzgünüm size gerçeklerden bahsetmem için önce benimle sevişmelisiniz. Benim yazım kötüdür bir dövmeciye gidebiliriz. Tanıştığımızı hatırlamıyorum daha önce.

İsminiz?



14.03.2017 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder