Bilmiyorum… Hangi yüzyıldayız? Kimin krallığına teşebbüs
etmiş beyliğim? Ben neyleyim böyle ayyaş köylüleri? Hissetmiyorum… Kirpiklerim
seviyor yanaklarımı. Kapandıklarında sarılıp uyuyoruz sakallarımla.
Huysuzlanıyoruz yüzümüzdeki yastık izlerinden, hani bir sonraki kadına kadar
geçmeyen. Kanatlarımız yanıyor, gizlenemiyor hiçbir derin suda o denizkızı.
Belli ki daha önce hiç dışlanmamış bir ülkenin çocukları onlar. Hakikate inanmıyorlar.
İntikam duyguları, çimleri biçmemektir bir hafta boyunca. Hangi yeşil daha
inandırıcıdır ki mart ayında? Sarhoş bir güneş kadar ısıtır, dut gibi akşamdan
kalma. Ve bir bar çıkışı bıçaklanır belki de kırmızı şarap kadehi. Karnından
iki damla kan akar kaldırıma. Ne senin elin gider telefona, ne sen bunun
farkındasın, ne de Cem Karaca! Ayaklarım üşüyor önce. Buzulları eriyor diz
kapaklarımın ve bir fırtına başlıyor karnımda. Kasıklarımdan aşağısı Niagara!
Kalbimdeki depremin merkez üssü beynim ve bu duruma sadece ağlar gözlerim. Bir
gecede kar tutar saçlarımı ve okullar tatil olmaz hiç düşüncelerimde. Size açık
adresimi versem bana üstü kapalı mektuplar yazar mısınız? Gözlerim iyi görmez
bilirsiniz. Siz yine de bana gerçekleri gösterir misiniz? Hayır durun! O gün bu
gün değil! Yanlış ülkede devrim yapıyorsunuz! Tüm çıkışların kapatıldığı bir
vücutta nereye kaçabilirsiniz? Üzgünüm size gerçeklerden bahsetmem için önce
benimle sevişmelisiniz. Benim yazım kötüdür bir dövmeciye gidebiliriz.
Tanıştığımızı hatırlamıyorum daha önce.
İsminiz?
14.03.2017
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder