1 Eylül 2012 Cumartesi

Serbest Çağrışım


sorgusuz sualsiz kapattığımız kapılar vardır hani.hani unutmak için sakladığımız ama yerini mıh gibi beynimize dövmelediğimiz anahtarları vardır.oysa ne garip icaddır anahtar.hem kilitler hem açar.iki tezatı da içinde barındırır.bir erkek bir kız çocuğu gibi.farklı,bağımsız...oysa ne büyük icaddır anahtar.hem çözümdür hem sorun.
kaç kapı çarptı ki yüzüne? hangisi daha çok acıttı? suratına çarptıkları sözler mi yoksa o sözleri suratından çıkartırken yüzüne çarptığın soğuk su mu?

ya da kaç defa döndün çıktığın yoldan geriye.kaç şehri bombalamak istedin-ya da kaçına bir bomba gibi düştün.gördüğün rüyayı düşünüp ağladın mı hiç?ya da yıllarca rüyalarını anlattığın insanın hayatını bir rüyaya dönüştürecek kişi olabileceğini farkedince ne yaptın?

insanoğlu koşmayı kaçmak için öğrendi.aslında hiç birinin bir yere yetişmeye ihtiyacı yoktu.sakindi yani insanoğlu.koşmak kaçmak için icad edildi.herşeyden kaçmak.hayattan ölümden senden benden.bir tek şeyden kaçamadı insanoğlu.-zaman.

oysa zamanı da kendisi buldu.zaman yoktu dünyada.tanrı bu dünyayı yaratırken kolunda saati yoktu."insan" kazdı kendi mezarını.zaman mezarı.zaman tüneli.zaman aşımı.bir tek ondan kaçamadı.çünkü zaman dediğimiz şey aslında insanın kendisiydi.zamanla büyüyor zamanla yaşlanıyor zamanla öğreniyorduk her şeyi.para pul hikaye.zamanın parası geçer bu dünyada...o dur baba.

öyle ki bir sonraki basamağa ne zaman çıkacağımız bile zamana göre belirlenir.6 yaşında aşık olduğun o kız 12 yaşında gittğin o berbat sinema filmi,ve aynı sinema filminde ilk öpücüğün.hepsi zaman babanın hediyesiydi.zamanı gelmişti çünkü.

bir husus var ki hayretler içinde bırakan beni o da her şeye zamanla alışmamız.daha zamana alışamamışken nasıl olur da zamanla elele tutuşup alışabiliyoruz bedenimizin reddettiği her şeye.
nasıl oluyor da daha az ağlıyoruz artık? ağlamamaya kim alıştırdı bizi?kim sürekli emziği tıkıyor ağzımıza.neyle kandırılıyoruz ki? neye inandırılıyoruz?

bir de aşk var tabi pardon.es geçmeden olmaz.dünyanın yasal tek uyuşturucusu.harmansız saf bir kafa.bir dozu bile uçuruyor adamı.mantıklı düşünemeyenlerin serbest çağrışım platformu.voltajı düşen IQ lar platformu.ne garip şey aşk.peki onu kim icad etti? ne garip şey şu aşk.hem zehir hem panzehir.toplumun kanayan yarası.kalp.

kalp demişken. kalp bir sevme organı değildir bence.peki öyleyse neden bunca "zaman"dır defter köşelerine ağaç gövdelerine,mürekkepler ile bedenlere kazınır o kalp.neden bütün kalbiyle sever insan? halbuki sevmek öyle değildir ki.sevme beyin işidir.beyinde başlar beyinde biter.beyinsiz gibi sevenleri hariç tutuyorum tabikide.lakin aşk kalp ile olmuyor dostlar.

son olarak biraz da kendimden bahsedeyim size.ben iyiyim şu günlerde.fazla sakin ve biraz monoton olabilir hayat ama idare ediyorum.bir kaç planım var kendimle ilgili onları halledeyim görüşürüz.

enes altuniş 1 eylül 2012

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder