26 Temmuz 2018 Perşembe

Bi Deniz Havası Al Açılırsın



 Bazen olur öyle. Ters gidesi tutar her şeyin. İşleri yoluna, hayatı rayına koyamadığım durumlar her zaman oldu. Raydan çıkmış bir tren gibi hissediyordum. Yağlı saçımı yıkamayı reddedip, şapkam ile kapatmak istedim şahsi ayıbımı. Üstelik onu da ters takmıştım. Bir uyarı gibi…  Burada bir şeyler ters gidiyor, ayağınızı denk alın der gibi bir halim vardı. Üstelik saat çok erken olmasına rağmen hava sıcak ve havasızdı. Büyük bir iştahla oturduğun sofrada, daha ilk çatalda yüz yüze geldiğin o kıvırcık saç teli gibi. Gergin günler yaşıyorduk milletçe. Dahil olamadığımız kalabalıkları, internetten izliyorduk yine büyük bir kalabalık ile. Günler sonra götümüze tıkılacak pamuğun rengini seçecektik ülkece ve kimin neye inandığı gün gibi ortadaydı bu poker masasında.
Hani meçhule giden bir gemi olsa o limanda, kürek çekmeye razı gelecektim o gün. Gördüğüm rüyanın gişe rakamlarından mıdır bilinmez, arkama bile bakmadan terk etmek istiyordum üzerinde dilimizin konuşulduğu bu toprakları. Kimseye laf anlatamıyor, kimsenin lafını dinleyemiyordum. Üstelik ofiste geçirdiğim can sıkıcı 8 saatin sarhoşluğu ile kız arkadaşımı da mutsuz etmiştim. Gittiğimiz İtalyan restoranında yanlış gelen yemeğe de, aldığım her nefeste küçülen ciğerlerime de, gittikçe kaşınan saçlarıma da, beynimi daha da küçülten o şapkaya da lanet ediyordum. Çoraplarımı çıkartıp sessiz bir toprak parçasına kök salmak istiyordum. Bir gün olsun paraya temas etmeden yaşamak istiyordum.
Kısacası ne istediğimi ben de bilmiyordum…

Tesadüfe inandığım asla söylenemez ama eve dönüp sadece susmayı istemediğimden, aradığım arkadaşımın kapımın önünde beni bekliyor olması tesadüften başkasıyla açıklanamaz. Bilirsiniz. Yakın bir dost ile yapılan 1 saatlik sohbetin ne kadar iyi gelebileceği aşikar. Hafiflemiş hissediyordum.
Ezhel hapisten çıkmıştı. İstanbul biraz olsun serinlemişti ve ben rüzgarı tenimde hissettiğim üstü açık bir otomobil ile boğazı geçiyordum. Hiçbir terapist size bu deneyimi yaşatamaz. Yağlı saçlarımı da Ezhel ile birlikte özgür bıraktım. Bir şeye ne kadar yukardan bakarsanız, onu yenebileceğinize o kadar inançlı olursunuz.
Ben İstanbul’a 3 dakika 43 saniye boyunca 64 metre yükseklikten baktım. Radyoda Ezhel çalıyordu.

Ns 20.06.2018 İstanbul

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder