20 Ocak 2017 Cuma

Gün Dönümü

Bir gün dönümü sıkıntısı içimizdeki bu düğüm. Nereden vuracağını bilemediğimiz bir poyrazın ortasında kalmış gemimiz ve kaptansız ilerliyoruz. Babamız yok hiçbirimizin. Testislerimiz, doğuştan bir baş sarımsak. Antioksidan yayan bir hormon adam olmaya çalışan depresif döngüler. İnsanların anlayacağı bir dil üretilmedi henüz. Test aşamasında yaralandı tüm kovboy kobaylar. Dillerini yediler, şimdilik ölene kadar hükümsüzler. Üşüyorsan korkma! Bir mevsim geçiyordur üzerimizden kuvvetle muhtemel . Şimdi sıcak bir bulut bul kendine ve tatlı rüyalar şarkısını söyle. Yalnızlığı dert etme! İki farklı kişisiniz o evde. Sen ve yatağının henüz çökmemiş diğer tarafı ile. Yastığın üzerinde onlarca farklı hikaye, inleme ve bol miktarda seni seviyorum kalmış. Hayatının lekelerini biriktirdiğin o yastık üzerinde hayatını değiştirecek insanın rüyasını beklemek, büyük bir ahmaklık olmalı herhalde.
Biraz daha bekle.
Hazır değil bu otobüs henüz hareket etmeye. Kaç kere daha denememiz gerekecek? Silahımızdaki kurşunları temizleyelim mi? Böylece birbirimize küçük, temiz beyaz yalanlar sıkabiliriz. En sevdiğin film? Şiir? Şehir? İsmin neydi? En sevdiğin pozisyon? Kendini 5 yıl sonra nerede öldürüyorsun? Size bir şey itiraf edeceğim. Size bağlanmak istiyorum. Ayaklarıma sizi de bağlayıp denize atlamak istiyorum hem de. Böylelikle en büyük hayalimi de gerçekleştirmiş olurum. Balıklara sözüm var zira. Rakı içeceğiz birlikte. Kendimi sunacağım meze niyetine. Susuz içilecek tüm kadehler denizin en soğuk yerinde ve nereden vuracağı belli olmayan bir poyrazın ortasında kalan biz, asla ortak olmayacağız bu su altı alemine ait kederli abilerin bel altı muhabbetlerine.
KESTİK!
Bir sigara daha yaktım uykumun en ağır yerinde. Bir yatak dolusu tavşan ile ölüm uykusuna yatmak ne demek biliyor musun sen? Bir iki el ateş ettim kabusumda. Duş aldım kendi terimle. Daha da gömüldüm yatağımın çökük sol yerine. Tabut örttüm üstüme. Korkma bir mevsim geçişidir bu. Bu bir devrimdir. Bu bir soygundur sakın hareket etme! Ellerini almak zorundayım bana küsme. Para çalacağım, insan seveceğim, yeni bir şarkı besteleyeceğim, su içeceğim, yeni tenlere dokunacağım ellerinle. Çünkü polis peşimde ve aranıyorum kırmızı bir bülten ile. Hani demiştim ya sana dokun insanlara diye? İşte parmak izlerim artık onların ellerinde. Bu yüzden bana ellerini vermek zorundasın. Saçlarını da keseceğim, gözlerini seveceğim avuçlarımın içinde. Yani sen olacağım, 3 vakte kadar da bir yola çıkacağım. Öyle bir yol ki bu üzerinden hiçbir seyyah geçmemiş, altından hiçbir su akmamış olacak. Yağmurun ne zaman başladığını bile bilmediğin bir sonbahar gecesi, kan ter içinde uyanacaksın. Sanki üzerinden bir bulut geçmişcesine... Gözlerin tavanda beni arayacak, kalbin ağzına kadar tırmanmış olacak ki, ağzında bulacaksın yeniden aşkı. Anne demeyeceksin. Babanı çağırmayacaksın yardıma. Hiç olmadığı kadar umutsuzca sayıklayacaksın adımı, yanındaki film kahramanı bile uyanmayacak uykusundan. Bir bardak su arayacak dudakların ama ona bile dilin varmayacak...
ns 20.01.2017

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder