western bir mahallede tanıştık biz.
sen,oraların sadık şerifi,
ben,mahallenin tek şerefsizi.
senin göğüsünde adalet bir yıldız,
benim sol omzumda derin faça:tanımsız...
dağa çıkanları yakalarken sen,
dağa kaldırıyordum insanları ben.
western bir gettoydu bizimki.
önümüz eminönü
arkamız taksim.
istanbulu kazımıştık kasıklarımıza
elimizde rakı kadehi
istanbul meze...
şimdi ise
derin bir sızı ile
sarhoşluğa davet ederken birbirimizi
"kinyas ve kayra" okuyorduk
sorgulamadan bozuk türkçemizi.
western bir tren garında lokomotif
dumanı tüten bir sessizlik
ve sen ve ben
ve başımızda akbabalar...
sen her köşe başında beni beklerken
ben kendimi satıyordum kelepir
yıl ikibinonbir
dağınık odam
penceremde rüzgar
toplanmamış bir oda
yorgunluktan bir cümle bile kuramazken
kitaplar yazmışız bilmeden.
bir sonabahr sabaha karşı.
yağmur sesi ıslatır yatağımı
western bir sitede tanıştık biz.
sen köşe başında tütün sarardın
ben kovboyların patlattığı kadınları satardım.
şarap içerdik şişesinden
doğuyu düşlerdirk şahin tepesinden
senin annen bir kankan kızı
benimkisi yatakta kuzey yıldızı.
yıllar geçti otopark oldu western mahallesi
sen red kid ile evlendin
büyüdün serpildin.
ben batıya doğru yürüdüm hiç durmadan
şikeli bir düelloda yenildim
ve uyandım bu amerikan rüyasından.
ns 22 eylül 11
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder