16 Mayıs 2011 Pazartesi

yalancı

yalandan güldüm ellerine.
çok güzel kokuyordu tenin.
bir ıslak pazartesi günü,
yağmurdan sonrası,
ten kokunda verilen bir intihar arası.

yalandan sevdim dişlerini
güldürdüm seni bilerek
ağlamayı unutasın diye.
günler bile durmuyor bu şehirde.
kendime sıra gelmiyor,
boş otobüs gişelerinde...

yalandan içtim saçlarını.
bir şarap şişesi mektubuydu gözlerin
bozuk türkçeli imla hatalı bir aşktı.
yalandı yani...

büyük bir iştahtı çıplaklığın
bir çığlık gibi saplandın bedenime
kan kaybı olmaksızın
yalandan öldüm...

ameliyata geç kalan doktor gibi
bir şoktu bendeki. elektro gitarımla
bestelediğim şarkılarda
bir adın vardı mutlaka

düğüm atmayı bilmeyen bir gemici
bağlanamaz ki asla bir kadına
sonra ölü bulunur bir ikindi vakti
ayağına bağladığı taş ile
reddedildiği ilk limanda

yalandan bağlandım dudaklarına
iki lafı bir araya getiremeyen bir adam
ve iki insanı bir araya getiremeyen
bir kısır döngü...

ellerini sevdim!!
en çok ellerini!
en çok gözlerine ağladım.
büyük bir sigara nefesi aldım içime.
zehirli kısa ve geçici
yalandan sevdim seni.

yalan olsun istedim biraz aramızda
üstü karamelli ve bol kinayeli cümlelerin
belirtisiz nesnesi ben olayım diye
işte öyle sevdim ben
ama hala
yalan söylemeyi beceremem


ns 16 mayıs 2011

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder